Tiroidektomiden Sonra Hasta Takibi

Tiroidektomi geçiren hastaların çok büyük çoğunluğu  ömür boyu takibe muhtaçtır.  Hastaların çoğu kadın ve önemli bir kısmı da doğurganlık yaşında  olduğu için takip ayrı bir önem arzeder.

Total  tiroidektomi geçirmiş  bir  kadının gebe kalmasında sakınca yoktur. Gebe kalmak ta herzaman mümkündür. Hatta  Toksik multinodüler  guatr veya Bazedow- Graves hastalığı olan   hipertiroidili hastalar kısa bir dönem antitiroid ilaç tedavisi ile  Ötiroid hale gelip  ameliyat olmayı ardından da gebe kalmayı  tercih etmektedirler.

Tiroidektomiden  sonra hasta takibinde iki  ana başlık vardır. Birincisi  İyi huylu hastalıklar nedeniyle yapılmış Tiroidektomiden sonra hasta takibi, ikincisi  Tiroid kanseri nedeniyle yapılmış  ameliyatlardan sonra hasta takibi. Bu iki grubun takibi birbirinden  tamamen farklıdır.

1- İyi huylu  Tiroid hastalıkları  nedeniyle  Tiroidektomi yapılan hastalarda  hasta  takibi:

Ameliyatı yapan cerrahın hastasını takip etmesi daha uygundur. Çünkü yaptığı ameliyatı  en iyi kendisi bilir. Total Tiroidektomi geçirmiş olan hastalarda  Levotiroksin  ( LT4 ) preparatlarından  birisi kullanılır. Doz hastanın kilosuna ve  mevsimin kış ya da yaz olmasına göre değişebilir. Gebelik  halinde  de doz değişir. Ortalama 100 mikrogram günlük doz birçok hasta için yeterlidir. Çok zayıf hastalarda  bu doz 75  mikrogram/gün’e inebilir. 175 mikrogram gerektiren hastalar da vardır. Bunu anlamanın tek yolu  Tiroid fonksiyon testlerini belli aralıklarla yaptırmak gerekir. Önemli olan  TSH  düzeyinin  ilgili  laboratuvar  aralığı içinde tutmaktır. Örneğin  TSH  9 ise verilen hormon yetmiyor demektir. Doz arttırılır. TSH düzeyi  0.05 gibi çok düşük bir düzeyde ise  verilen hormon miktarı azaltılır.

Hastanın  birkaç yıl sonra  sabit ilaç dozuyla  hayatını sürdürmesi mümkündür. Hasta ilacını düzgün kullandığı halde bitkinlik, yorgunluk, vücudunda şişme, devamlı uyuma  isteği  duyarsa  bu hipotiroidi geliştiğini gösteriyor olabilir. Hemen doktoru ile temasa geçmelidir.

Gebelik söz  konusu olursa  1 –1,5 ayda bir  Tiroid fonksiyon testleri yapılmalıdır. Bazı hastalarda  ihtiyaç duyulan hormon  miktarı  artar.

Hemitiroidektomi ya da subtotal tiroidektomi geçiren hastalarda , hastanın ötiroid kalması için  Tiroid hormonu gerekip gerekmiyeceği zaman içind belli olur. TSH’ da ameliyattan birkaç ay sonra yükselme eğilimi varsa  Tiroid  hormonu  başlamak gerekir çünkü aksi halde kalan lob hipertrofiye uğrayabilir yani büyüyebilir. TSH yükselmesi bazen  3-4 ay sonra olur. Bu arada hastanın tiroid fonksiyon testlerinin control edilmesi gerekir.

2- Tiroid kanserleri nedeniyle  Total Tiroidektomi yapılan hastalarda hasta takibi :

Burada da  Medüller Tiroid Kanseri (MTC) ve diğer  Follikül epitelinden köken alan  ( Bu grubun içinde PTC ve FTC  var ) kanserler vardır.  MTC  ve diğerlerini ayırd etmek gerekir.

A)  Medüller  Tiroid Kanseri : Tiroid glandı içerisinde bulunan  “ C” hücrelerinden köken alır. Bu hücrelerin Tiroid Follikül hücreleri ile ilgisi yoktur. TSH  stimülasyonu ya da depresyonundan etkilenmezler. Daha önce belirtildiği gibi MTC’nin tedavisi Total tiroidektomi + Boyun lenf  nodu disseksiyonudur.  MTC, Radyoaktif  iyod tedavisine  ve  TSH süpresyon tedavisine cevap vermediği için ameliyattan sonra  TSH’yı normal sınırlar içinde tutacak  kadar Levotiroksin ( Tiroid hormonu, LT4 )  yeterlidir. Amaç  aynı iyi huylu hastalıklar nedeniyle ameliyat edilmiş hastalarda olduğu gibi Ötiroidi sağlamaktır.

Tiroid kanserlerinde  takipte “ortak” bir nokta  kanserin nüks edip etmediğini  izlemektir. Nüks halinde tek seçenek yeniden geniş çaplı bir cerrahi girişim uygulayıp  nüks eden tümor kitlesini çıkarmaktır. Bu açıdan Fizik muyene, USG/ RDUS, Manyetik rezonanans görüntüleme  ( MRG) gibi yöntemlerimiz var.  Önemli bir  dedektiflik aracimiz da nükleer tıptan geliyor. MTC’de ilk iki seçeneği kullanıyoruz. Ama Nükleer Tıbbın bize yardımı çok sınırlı. Çünkü MTC’ni oluşturan hücreler klasik  I131 Taraması ile ortaya konamıyor.  Çünkü bu hücreler Tiroid follikül hücrelerinden çok farklı ve  I131  e karşı duyarsız. Başka nükleer  Tıp yöntemleri var ama  onların da duyarlılığı az. Buna karşılık MTC’de önemli bir şans,  Kalsitonin ( CT) denen bir hormon.  Kalsitonin  MTC de daima salgılanan bir hormondur. Normal insanlarda da az miktarda kanda vardır. MTC hastalarda başarılı bir ameliyattan  sonra yüksek düzeylerde iken  düşer. Ama herzaman normale inmez. Eğer takip sırasında kalsitonin ve CEA isimli bir tümor markeri yükselirse  tümor nüksü vardır. Yerini bulup çıkarmak gerekir. Bazen USG/ RDUS yetmez çünkü metastazlar, göğüs boşluğu içinde olabilir.  Bu taktirde PET / CT  ve MRG den yararlanmak  gerekir.

B) Follikül  Tiroid epitelinden köken alan  Papiller Tiroid Kanseri, Folliküler  Tiroid Kanseri, Hurthle Hücreli Kanser’lerde takip

Gerekli cerrahi tedaviyi takiben   bazı hastalar Radyoaktif  iyod tedavisi  alırlar (Hurthle hücreli kanser hariç).  Ondan sonra  Hastalara  yüksek dozda  Levotiroksin verilir. TSH değeri 0.05 – 0.10 arasında tutulur. Hastaya zarar vermediği sürece ne kadar düşük tutulursa o kadar  yararlıdır.  Düşük TSH’nın nüksü önlemek açısından yararlı olduğu bilinmektedir. Düşük TSH’yı sağlamak için gerekli olan doz  hastadan hastaya değişir.  Bu doz günde  125 -250 mikrogram hatta çok kilolu erkeklerde  daha yüksek dozlara çıkabilir.  Uygun dozu bulmak için tek çare belli aralıklarla  Tiroid fonksiyon testleri yapıp  TSH’nın düşük olduğunu, FT3’ün normalden yüksek olmadığını görmek gerekir.

Belli aralıklarla görüntüleme yöntemlerinden yararlanmak herekir. USG/ RDUS  en çok kullanılanıdır. Boyun lenf nodlarında metastaz gelişirse  tespit etmek mümkün olur.

En önemli  takip aracı Tiroglobülindir. TSH süpresse  iken  Tiroglobülin de  yükselme  nüks  belirtisidir.

Devam Etmek İçin Tıklayın…